Turist Gibi Değil, Yerlisi Gibi Gez.

Bir Şehri gezmeye gittiğinizde çok sevmenin geze geze bitirememenin sonra da anlatmaya doyamamanın mutluluğunu yaşadınız mı hiç? Daha sonrasında yapmadığınız şeyler için pişmanlık duymak, keşke şu şu şekillerde de yaşasaydım şehri dediniz mi kendinize?  Gittiğiniz bir şehirde aklınızda kalanlar için ”bir daha ki sefere  yaparım artık” dememeniz için ilham alıp, benimsediğim bir gezi fikrinden bahsedeceğim bu yazımda…
Bir şehri yerlisi gibi gezmek!

10583176_10153887535324662_132269442_n
Tokyo, Shibuya


Hiç ayrılmak istemediğiniz, çok sevdim gitmesem olmaz mı dediğiniz bir şehirde daha farklı ve kalıcı hatıralar, hatta bir yaşam oluşturabilirsiniz.  Bunun için yapmanız gereken ilk şey kendinizi ‘’turist’’ gibi hissetmekten vazgeçmek.  Geziniz ister 5 günlük isterse 1 aylık  olsun eğer siz  gittiğiniz yerde kendinizi ”misafir” gibi hissederseniz, baştan oraya  ait hissedememe sorununu yaşamaya başlarsınız.  O yüzden bir misafir gibi değil de ”göçebe” gibi görün kendinizi. Her an bulunduğunuz yerden ayrılacakmışsınız, gibi ama aynı zamanda her an geri dönecekmişsiniz hissini aynı anda yaşayın.

main-qimg-b8c15d90eb99c3ee9d6744fcf6d9f1b4-c
fotoğraf: quora.com

quora.com Tourist/ traveller

Çünkü  bir yere  ait hissetmek için illa orada yaşamak gerekmediğini düşünüyorum.  Oranın insanıymış ‘’gibi’’ davranırsanız aynı zamanda  yerli halkın nasıl gezdiğini, nerelere gittiğini bilirseniz, turistlikten çıkıp gerçekten şehri yaşamış olursunuz.
İlk yurt dışı gezimde bu fikrin fazla bilincinde olmadan  yapmışım bunu… Tokyo’da bir kapsül otelde kalmak, yer sofrasında yemek yemek,  herkesle ortak buzdolabını kullanmak, yerel marketlere gitmek, ikinci el kitapçıları gezmek, tapınak göreceğim diye çok kafa yormayıp sadece semtin ruhuna karışmak… Bunlar  Tokyo’yu anlayabilmek için özellikle yaptığım şeyler değildi. Ama bana güzel bir dönüşü olmuştu.  Sanki 0ralıymışım gibi hissettirmişti. Her seyahatten bir ders çıkarmak da önemli. Bir daha Tokyo’ya gitsem daha bilinçli bir şekilde yerlisi olmaya çalışırdım.

12435991_10153888362299662_2146945018_n
Nakano Broadway/ Tokyo.

Yerlisi gibi gezmek fikrini ilk olarak ‘’Çizenbayan’’ lakaplı Elif Tanverdi’nin blogunda okumuştum. Bir yeri sadece turist gibi gezmeyip, her gittiği ülkede yerleşik bir düzen oluşturduğundan bahsediyordu yazısında.  O kadar dikkatimi çekmişti ki nasıl yani? demiştim. Lokal yaşama/gezme fikrine göre her gittiğim şehirde kendime bir ev, farklı yaşam oluşturabilme düşüncesi heyecan yaratmıştı içimde. Birbirinden farklı şehirler, diller ve yaşamlar… İnsanı ne kadar farklı bir boyuta ulaştırıp, geliştireceğinin de bir göstergesiydi aynı zamanda

wake-me-up-when-im-famous-amsterdam-cizenbayan
Fotoğraf: Çizenbayan.com / Elif Tanverdi.

Gittiğimiz her şehrin bizi değiştireceğine inananlardanım.  Bulunduğumuz her farklı şehirden bir şeyler öğrenerek ayrılırız. Bu değişimin olmasını sağlayan değişik insanlar, mekanlar ve şehrin kendi dinamiğidir.  o şehrin yerlisiyle iletişime geçerken bile olduğumuz insanın bir seviye üstüne çıkarız.  Şehrin kurallarına göre yaşama süreci de bu değişimin bir parçasıdır.
Alıştığın düzenden  ne kadar uzakta kalırsan o kadar farklı şey öğrenirsin. Bu cümleye fazlasıyla katılıyorum.
Yerlisi gibi gezmenin kendine has en büyük karakteristiği;  kurallara elveda
Kendi kurallarınızı bir süreliğine rafa kaldırmak gerekiyor. Şehrin kurallarına göre gününüzü şekillendirmek, yeri geldiğinde son dakika planları yapmak önemli bir nokta.
Yerlisi gibi gezmek daha daha nedir derseniz, bir İstanbullunun her gün kız kulesine gitmemesi, bir İtalyanın ise pizza kulesinin hayatında büyük bir kaplamaması derim.  Kendi ülkenizde bir gün içinde ne yapıyorsanız, hiç bilmediğiniz bir şehirde de oranın kurallarına uygun olarak yaşantınızı devam ettirmeniz derim.

brecht-amsterdam-1000x751
Çizenbayan.com

Amsterdam’ı yaşamanız için 7 öneri

Lokal gezmek aynı zamanda kuralları ve çizilmiş bir programı olmayan bir gezi özelliği de taşımalıdır.  Sadece ‘görülmesi gereken’ yerlerden ibaret değil semtler, sokaklar ve yerli halkla iletişim kurup arkadaşlığa giden yola dahil olmak da işin içinde olmalıdır.
Bir Parislinin evine akşam yemeğine gitmek, bir Korelinin yer sofrasına oturmak, bir Japonun hasır yataklarında yatmak… Bunların hepsiyle birlikte dünya vatandaşı olmanın önemini kavramak. Dünyada benim görmediğim nasıl farklılıklar var? Avrupa ‘da Asya’da insanlar nasıl yaşıyor? sorularının peşinden giderek gezmek.  Seyahat ettiğiniz yeri sadece tarihi bina, şehir özellikleriyle değil, ülkelerin kültürel farklılıklarını sorgulayarak gezmenin  gerçekten oraya gittim demek olduğunu düşünüyorum.

dsc03270
Berlin, Hackestermarkt

Bu farklılıklardan  en güzeli de İstanbul’dan yola çıkıp, Singapur’da ki arkadaşınızın çatı katı evinde sabaha gözlerinizi açmak. O şehirde ne yapılıyorsa onu yapmak istemekle güne adım atmak… Hepsi lokal yaşamın bir parçası…
Eğer siz de birbirinden farklı şehirleri daha önce gördüğünüzden farklı, yaşadığınızdan daha somut bir şekilde gezmek isterseniz, yerlisi gibi gezmek aklınızın bir köşesinde bulunsun derim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s